• Bir tanem. Seni beklediğim yıllarda kafamda aşağıdaki fotoğraf gibi bir imge vardı.

    Sen vardın ama kim olduğunu bilmiyordum. Sana özlem duyuyordum ama seni tanımıyordum. Yıllarca bulup bulamayacağımı bilmeden sana hasret yaşadım ve sonunda 2 yıl önce bugünlerde karşıma çıktın. O andan itibaren çok şükür yüzüm hep güldü. Rabbim sevgimizi, aşkımızı, muhabbetimizi, saygımızı, ve sahip olduğumuz en güzel nimetleri daim eylesin. Yanlışlarımızı düzeltmeyi, eksiklerimizi tamamlamayı nasip eylesin. Yüzümüz hep böyle gülsün.

    İyi ki varsın. Varlığının önemini anlatmaya kelimeler yetmez. Bu güzel günde ve nefes aldığım her günde benim olduğun için Yaradan’a şükredeceğim.

    İyi ki varsın ve iyi ki doğdun. Seni çok seviyorum.

    Caner.

    İyi ki doğdun çiçeğim… ile ilgili yorum yok
  • BASKIDAN DİJİTALE:

    BİR GELENEK OLARAK AİLE ALBÜMLERİ VE

    ANNEMİN FOTOĞRAFLARI

    1800’lü yıllarda pozlama süresinin kısalması, fotoğraf stüdyolarının artması, fotoğrafın maliyetinin azalması ve çoğaltılabilmesi vb. sebepler fotoğrafın halk arasında yaygınlaşmasını sağladı. Böylelikle birden fazla fotoğrafa sahip olan insanlar sevdiklerine kendi fotoğraflarını hediye etmeye başladılar. Anne, baba, çocuklar bir araya gelerek aile albümlerini oluşturdu. Sadece anne, baba, çocuklar değil aile büyükleri, akrabalar, komşular da dahil oldu karelere.

    3-4 yaşlarındaydım. Annemin Kodak marka 335 model, 32 pozlu, siyah bir fotoğraf makinesi vardı. Bu 32 poz o kadar değerliydi ki bizim için, bir tanesi yansa üzülürdük. Pozlar dolunca annemle fotoğraf stüdyosuna gidip fotoğrafları tab ettirirdik. Kodak tabelasının kırmızı rengi, bekleme salonundaki koltuklar, duvarlardaki fotoğraflar, negatif film şeritleri gözümün önünde canlanır hâlâ.

    Pozlar kadar hediye edilen albümler de çok kıymetliydi. Fotoğraflar albüme sığacak mı yoksa büyük veya küçük mü gelecek diye telaşa düşerdik. 32 poz, 32 fotoğraf, negatifler ve bir de albüm. Eve gelince fotoğrafları albüme özenle yerleştirir, çekmeceye koyardık. Evde canımız sıkılınca yahut misafir, konu komşu gelince albümler ortaya çıkar, kim kimdir, fotoğraf ne zaman, nerede çekilmiş, fotoğrafı kim çekmiş hararetle anlatılırdı. Çocukluktan kalan fotoğrafa olan merakımın ve fotoğrafla bağımın annemden geldiğini düşünüyorum şimdilerde..

    Annemin çeşitli zamanlarda ve mekânlarda çektiği fotoğrafların fotoğrafını çektiğim “Annemin Fotoğrafları” adlı çevirimiçi fotoğraf sergisi karşınızda. Günümüzde hızlıca ve sayısız çektiğimiz fotoğraflar çeşitli ortamlarda saklanıyor, paylaşılıyor veya paylaşılmadan kalıyor fakat genellikle baskısı alınmıyor. Bu sergide bir zamanlar baskısı alınmış ve albümde yer almış fotoğraflarla geçmişe yolculuğa çıkacaksınız.

    Keyifli gezintiler 🙂

    Annemin Fotoğrafları ile ilgili yorum yok
  • Fotoğraf: Meryem Betül Koçak

    “Halk arasındaki bir söylenceye göre, yöre, adını derviş Fikir Baba’dan alır. 18. yüzyılda, o zamanlar “Kadıköy Deresi” olarak bilinen Kurbağalıdere, Hasanpaşa’ya kadar haliç şeklinde uzanırdı ve bol suya sahiptir.”

    Fotoğraf: Meryem Betül Koçak

    “Fikirtepe’nin yakın tarihlerde şekillenmesi daha çok 1950’li yıllardan sonraki süreçte İstanbul’un aldığı göçlerle beraber olmuştur. Bölge, 1950’li yıllara kadar av ve mesire yeri olarak kullanılmıştır. Daha sonra bu yerleşim yeri yoğun iç göç sürecinde yasadışı bir yapılaşma yaşamış, çayırlık alanlar ve tarım alanları bir gecekondu alanına dönüşmeye başlamıştır.”

    Fotoğraf: Meryem Betül Koçak

    “Fikirtepe, 1965’te Kadıköy İlçesi’ne bağlı bir muhtarlık olmuştur. İstanbul halkının mesire yeri olarak kullandığı çayırlar, çilek ve bamyatarlaları tahrip edilmiş ve yerlerini binlerce gecekondu almıştır.”

    Fotoğraf: Meryem Betül Koçak

    “1975’te ise Fikirtepe, Eğitim ve Dumlupınar olmak üzere üç mahalleye ayrılmıştır. Günümüzde bu üç mahalle Fikirtepe olarak anılmaktadır. Bu üç mahalle içerisinden güneyde bulunan Eğitim Mahallesi diğer mahallelere oranla daha çağdaş ve kısmen daha planlı bir gelişme göstermiştir.”

    Fotoğraf: Meryem Betül Koçak

    “Fikirtepe’nin konum özelliklerini önemli kılan üç bileşen vardır. Bunlardan birisi E-5 karayolu komşuluğunda olmak ve bu karayolunun Kadıköy, TEM otoyolu bağlantılarını oluşturan ulaşım odaklarının yakınında olmaktan kaynaklanan ulaşılabilirlik özelliğidir. Diğer önemli bir girdi ise Kadıköy ve E-5 koridoru gibi doğu yakasının merkezi iş alanlarına yakın olmasıdır. Üçüncü bileşen ise özellikle kentsel dönüşüm açısından önem taşıyan ve diğer iki bileşenden kaynaklanan gelirlerin yüksek olduğu bir alan olmasıdır.”

    Fotoğraf: Meryem Betül Koçak

    “Fikirtepe Kentsel Dönüşüm Projesi, ilk kez 2005 yılında gündeme gelmiş ve 2014 yılında uygulamaya geçilmiştir. Ayrıca proje süreç içerisinde birçok defa yasal değişikliğe uğramıştır. Fikirtepe Kentsel Dönüşüm Projeleri’nin altyapısı hazırlanmadan uygulamaya konulmasından dolayı bölgede bir kargaşa ortamı oluşmuş, planlar sürekli değişikliklere uğramış ve dönüşümü sevinçle karşılayan Fikirtepe halkı mağdur olmuştur.”

    Fotoğraf: Meryem Betül Koçak

    “Kentsel dönüşüm uygulaması yarım kalınca, evler terkedilip hala yıkım başlamayınca, insanlar mağdur olunca, bölgede güvensiz ve tehlikeli bir ortam oluşmaya başlamıştır. Terkedilen, boşaltılan evlere yabancı uyruklu insanların yerleşmesi, tinercilerin yangınlar çıkarması işe okula giden insanların tedirgin olmalarına neden olmuştur. Eski, güvenilir mahalleleri artık tanınmaz hale gelmiştir.”

    Fotoğraf: Meryem Betül Koçak

    “Fikirtepe projesi, sürekli değiştirilen planlar dışında da birtakım problemlerle karşı karşıyadır. Bunlardan en önemlisi projenin ne olduğudur. Fikirtepe projesi ile ilk kararlar alındığında burası önce “özel alan”, ardından “kentsel dönüşüm alanı” olarak tanımlanmıştır. Yapılan sunumlar ve tanıtımlarda proje, “kentsel dönüşüm” olarak sunulmaktadır. Gerek Fikirtepe’nin yer aldığı ve kararların bir kısmının alındığı Kadıköy Belediyesi İstanbul Büyükşehir Belediyesinin, projenin uygulanacağı mekânın sosyal, kültürel ve ekonomik yönlerini güçlendiren çalışmalar yapmamaları, Fikirtepe Projesinin en önemli eksikliğidir.”

    Fotoğraf: Meryem Betül Koçak

    “Bu anlamda “Fikirtepe Kentsel Dönüşüm Projesi” sadece isim olarak kentsel dönüşüm barındırırken, içerik açısından sadece “fiziksel yenileme” içeren bir proje olarak kalmıştır. Bu kentsel dönüşüm projesi de Türkiye’de uygulanan diğer kentsel dönüşüm projeleriyle aynı kadere razı olmuş gibidir. Fikirtepe sahip olduğu heterojen kimliği sebebiyle geçmişten bugüne birçok farklı kültürden insana ev sahipliği yapmıştır. Fakat proje ile bu nüfusun birçoğu çok farklı alanlara dağılmışlardır. Bu kaygılar genellikle Fikirtepe sakinlerinin ortak kaygıları olarak görülmektedir.”

    *Tırnak içine alınmış kısımlar “Kent ve Mahalle Kültürü Arasındaki Fikirtepe” makalesinden alınmıştır. Kaynaklar ve makalenin tamamı için bakınız: Doç.Dr. Osman ÖZKUL, Tuğba AYDIN, “Kent ve Mahalle Kültürü Arasındaki Fikirtepe”, Kent Kültürü ve Yönetimi Hakemli Elektronik Dergi, Cilt: 12, Sayı: 1, Bahar 2019, s. 82-103.

    Fotoğraf: Nimet Terzi

    6 OCAK 2021

    Bugün Ayşegül abla, Aysun abla, Nimet ve Sametle Fikirtepe mahallesini hem gezdik hem de fotoğrafladık. Fikirtepe ismini çoğu kez duymama rağmen gitmek hiç nasip olmamıştı.

    Fotoğraf: Meryem Betül Koçak

    Yaklaşık 5-6 yıl önce haberlerde Fikirtepe ismini duyduğumu hatırlıyorum. Sanırım kentsel dönüşüm mevzusunun başladığı ilk yer ve dönüşümün ilk zamanlarıydı.

    O zamandan bu yana geçen süreye baktığımızda mahalle hâlâ tam anlamıyla kentsel dönüşümünü tamamlamış değil.

    Fotoğraf: Meryem Betül Koçak

    Buluşma noktamıza gitmek için Ünalan metrosunun 4 numaralı çıkışından çıktım. Üst geçitten geçerken gördüğüm manzara beni biraz tedirgin etti ve karışık geldi açıkçası. Yüksek binalar, otobandan vızır vızır geçen arabalar, inşaat halindeki yapılar, kavşaklar, metrobüs yolu derken kendimi nerede buldum diye düşünmeden edemedim. 🙂

    Fotoğraf: Meryem Betül Koçak

    Buluşma noktamızda toplanınca Ayşegül ablaya hissettiklerimi söyledim. Aslında ilk başta karışık geldiğini ama alışınca öyle olmadığını söyledi. İlginç bir şekilde yapıların silüeti bozmadan yükseldiğini ve kendi içinde bir düzen sağladığını da ekledi. Ardından yavaş yavaş gezmeye başladık.

    Fotoğraf: Meryem Betül Koçak

    Bulunduğumuz konumdan bir iki adım öteye geçtiğimizde arada uçurum oluşturacak iki manzara arasında kaldığımızı gördüm. Bir tarafta yüksek ve yeni binalar varken öte yanda eskimiş, terk edilmiş, kırık dökük yapılar arasında kalan insanlar vardı.

    Fotoğraf: Meryem Betül Koçak

    Ayşegül abla daha önce buraya uğradığı için bazı amcaları, teyzeleri, çocukları tanıyor, onlara selam veriyor, hallerini hatırlarını soruyordu. Bazılarını ise ilk defa görüyordu. Bizler de katıldık sohbete. Bir amca kaç zamandan beri geri dönüşümü beklediğini aktardı dert yanarak.

    Fotoğraf: Meryem Betül Koçak

    Terk edilmiş evler, hatıralardan bir parçaydı sanki. Kim bilir ne hayatlar vardı bu evlerde, ne hikâyeler vardı. Ne acılar, mutluluklar yaşandı. Şimdi nerede o insanlar? Belki yıllardır kiradalar ve evlerinin yenilenmesini bekliyorlar. Belki de hâlâ oradalar. Paraları yok, öylece kaldılar ortalıkta veya müteahhitle anlaşamadılar, çıkmak istemiyorlar evden.

    Fotoğraf: Meryem Betül Koçak

    Açıkçası böyle bir manzara ile karşılaşmayı hiç beklemiyordum. Çünkü bu tezatlık beni mahvetmişti. Bir sokak ötesinde yepyeni binalar, bir sokak gerisinde ise yıkılmaya terk edilmiş binalar ve insanlar vardı. Aklıma Tac Mahal geldi. Bembeyaz ihtişamıyla inci gibi parlayan Tac Mahal’in fotoğraflara girmeyen arka planında kalan sefalet içindeki insanlar… Hayat sanırım hep böyle maalesef. İnsan istiyor ki herkes iyi olsun, mutlu, huzurlu olsun, sağlıklı olsun, sıkıntı çekmesin.

    Fotoğraf: Meryem Betül Koçak

    Mahallede gezinirken insanlardan bazıları neden fotoğraf çektiğimizi, fotoğrafları ne yapacağımızı, bir yerde paylaşıp paylaşmayacağımızı sordular. Bazısı fotoğrafa yabancı iken bazısı bizleri iyi bir şekilde karşılıyordu. Bir anne kızıyla kendisini çekmemi istedi. Fotoğrafı çekerken küçük kız dişini gösteriyordu. İşte o fotoğraf:

    Fotoğraf: Meryem Betül Koçak

    Gezimize kaldığımız yerden devam edelim. Fikirtepe Tepe Camiinin önünden geçerken camii avlusundaki amca halimizi hatrımızı sordu, bizi çay içmeye davet etti avluya. Bazı insanlar çok sıcak, daim olsun…

    Fotoğraf: Meryem Betül Koçak

    Kısıtlı vaktimiz olduğu için amcaya teşekkür edip yolumuza devam ettik. O sırada karşıdan yaşlı bir teyze geliyordu bastonuyla. Yanından geçerken selam verdim. Bir insana selam vermek ne güzel bir gelenek. Tanımasan bile bir merhaba, nasılsın, bir güleryüz ne iyi geliyor insana. Teyze giderken arkasından çektim hatıra kalsın diye.

    Fotoğraf: Meryem Betül Koçak

    Mahalle arasında oyun oynayan çocuklarla kesişti yolumuz. Şimdi göreceğiniz kareler futbol oynayan birkaç çocuğa ait. Burada epey durduk, sohbet ettik. Çok keyifliydi.

    Fotoğraf: Meryem Betül Koçak

    Fotoğraf: Meryem Betül Koçak

    Fotoğraf: Meryem Betül Koçak

    Fotoğraf: Meryem Betül Koçak

    Biraz daha ilerleyince çok yıkık bir yere geldik. Her yer çöp içinde, bakımsızdı. Belediye ilgilenmiyor muydu bilmiyorum. İnsanlar hangi haber kanalına vereceksiniz, çekin de görsünler şu pislikleri diyorlardı.

    Fotoğraf: Meryem Betül Koçak

    Bu sokakta kalabalık bir çocuk grubu vardı. Onları çekmek isteyince bir anda bağırmaya başladılar. Beni de çek, beni de çek diye aynı anda bağırıyorlardı. Samet onlara şeker verdi. O sokaktan ayrılana kadar çocuklar Samet’in peşinden koştular.

    Fotoğraf: Nimet Terzi

    Yazımı çocukların topluca poz verdiği bir kare ile bitiriyorum. Bir dahaki gezide görüşmek üzere. Sağlıkla ve sevgiyle kalın…

    Fotoğraf: Meryem Betül Koçak

    Yeni ile Eski Arasında: Fikirtepe ile ilgili yorum yok